Sıcak ve kıpır kıpır.
Dokundukça içini bir acayip yapar ya hani.
Çikolata yediğinde mutlu olduğun zaman gibi, baktıkça.
Anlık her şey, saniyelerin ardından tükenip gidiyor.
Ama bazı şeyleri var ki kaldı olduğu yerde.
Silemezsin oradan, durur en baştaki gibi, sıcak, kıpır kıpır.
Yüzmeyi unutmayışı böyle.
Elinden tuttum dediğin yerde elinden kayıp gidişi de aynı böyle.
Balık gibi.
Balığın hafızası gibi.
Düştü o balık, Karadeniz'in azgın sularına.
Kaçtı oğlum, baksana yok, gözükmüyor artık.
Daha olmadı bu balık, biraz daha büyüsün diye beklerken hem de.
Hırslanmış içten içe, fark edemedin ki, balık balıklığını yapıp balık gibi bakarken.
Cam gibi gözlerle.
Buz gibi, masmavi.
Masadaki ışığı aç kapa, bir daha bak, kontrol et.
Boş hala, evet.
Şimdi yanı başında seyredebileceğin balık yok.
Şimdi yanı başında sevebileceğin balık yok.
Şimdi sevgisi yok.
Şimdi aşkı yok.
Şimdi O yok.
Yok.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)