15 Kasım 2011 Salı

Ayıp, Günah, Yasak, Haram Aşk

Sevdiğimizi söyleyemedik ayıp diye
Ellerini tutamadık günah diye
Gözlerine bakamadık kaçar diye
Dudaklarını öpemedik yasak diye
Saçlarını koklayamadık haram diye

Hiç birinde yoksan peki aşkım ne diye?

16 Mayıs 2011 Pazartesi

İtinayla Utandır

Ne ortaya çıkarsa utanır, utandırır insanoğlu?

- Yalan
- Hırsızlık
- Ahlaksızlık
- Namusa halel getirecek hareket
- Büyüğe saygısızlık
- Küçüğe sevgisizlik
- Haksızlık
- Genel terbiyenin dışına çıkmak
- Güçsüze zarar vermek
...
...
...

Bir şizofren misali uydurduğu, kullandığı, arkasına sığındığı, abarttığı düşünülen şeylerin sonuçlarıyla da utandırabilirmiş insanoğlu.

Öyle yalana, haksızlığa, hırsızlığa çok zorlamaya gerek yok. Hayal dünyası ile itinayla utanılır, utandırılır.

19 Mart 2011 Cumartesi

Mavi Boncuk

Ezelden beridir batıl inançlarla yaşadı insanoğlu. Onlarca şeyden medet umdu aynı anda. Öyle şeylere bel bağladı ki kendisinin dahi neye güveneceğini şaşırdığı şeyler oldu. Kara kedisinden tuttu da, kara cuma'sına kadar olabilecek en abes şeylerden korktu. Yenilmez olmak için müsabakaya çıktığı sahaya Afrika'dan tavuk bacağı da sakladı, sonraki nesili de aynı okulu okusun diye üniversite bahçesine bebeğinin düşen göbeğini de gömdürdü.

Her toplum kendisine has batıl inancını üretirken ben kendimce ufaktan başka bir batıl inanç geliştirdim; bir çift maviliğe bağladım dünya kadar şeyi. O mavilikler öyle muazzam ki güneşin ışığıyla pırıl pırıl parlarken, ıslandığında gökkuşağında olmayan renkleri sunabiliyor karşısındakine. Öte yandan, aynı mavilikler döndüğü yere sevgi, mutluluk, aşk da salabilecek beceride.

Ve inanıyorum ki;o mavilikler bana döndüğünde koruyor tüm kötülüklerden, sevgisizlikten, aşksızlıktan, mutsuzluktan, huzursuzluktan. Minicik bir bebekken annemin atletime iliştirdiği mavi boncuk gibi sürekli benimle, hemen yanı başımda, bir anne şefkatiyle bekliyor beni.

O maviliklere bir mavi boncuk da benden olmalı.

Korunsun ki korusun.

Kötülük uzaklaştırılsın ki kötülüğü uzak tutsun.

Ve onlar ile ¨O¨ sevilsin ki sevsin.

9 Ocak 2011 Pazar

Balık

Sıcak ve kıpır kıpır.
Dokundukça içini bir acayip yapar ya hani.
Çikolata yediğinde mutlu olduğun zaman gibi, baktıkça.
Anlık her şey, saniyelerin ardından tükenip gidiyor.
Ama bazı şeyleri var ki kaldı olduğu yerde.
Silemezsin oradan, durur en baştaki gibi, sıcak, kıpır kıpır.
Yüzmeyi unutmayışı böyle.
Elinden tuttum dediğin yerde elinden kayıp gidişi de aynı böyle.
Balık gibi.
Balığın hafızası gibi.
Düştü o balık, Karadeniz'in azgın sularına.
Kaçtı oğlum, baksana yok, gözükmüyor artık.
Daha olmadı bu balık, biraz daha büyüsün diye beklerken hem de.
Hırslanmış içten içe, fark edemedin ki, balık balıklığını yapıp balık gibi bakarken.
Cam gibi gözlerle.
Buz gibi, masmavi.
Masadaki ışığı aç kapa, bir daha bak, kontrol et.
Boş hala, evet.
Şimdi yanı başında seyredebileceğin balık yok.
Şimdi yanı başında sevebileceğin balık yok.
Şimdi sevgisi yok.
Şimdi aşkı yok.
Şimdi O yok.
Yok.