Şu canına yandığımın bloguna yazdığım son yazıda da yazmayalı çok uzun zaman olmasından dem vurmuşum sevgili okuyucu. Hoş, bu kadar boş bırakılmış blogu değil sen, ben bile okumaz olmuşum. Aradan o kadar uzun zaman geçmiş ki; en son ne yazdığını dahi unutmuşum.
Düşünüyorum şimdi neden yazıyorum diye. Sanırım yalnız kalıp kendimi dinlemeye başladıkça kelimeler bir araya geliyor. Anlam veremediğim şey ise; şu blogu yazmaya ilk başladığımdan beri aynı yalnızığı içimde deli gibi hissetmeme rağmen ne oldu da aynı hevesle yazamadım?
Ne olduğunu önemsemeden yazmayı o kadar istedim ki sevgili okuyucu; şu an doğru yazıp yazmadığımdan dahi emin değilim. Ameliyat olduğum gözüm kapalı bir şekilde tek gözümle, parmaklarımı klavyeyi ezberlediği kadarıyla ilerliyorum. Yarın bir gün açıp okumak aklıma gelirse umarım saçma sapan hatalar bulmam.
Bu bloga hep karaladığım cümlelerin haricinde yazıyorum bu sefer. Yazarken rahatlamak ya da üstü kapalı dahi olsa kendimi anlatabilme derdim yok bu yazıda. Çok yalnızım be sözlük diye sitem edenler var ya hani. Tam da o şekilde dönüp yazıyorum bunları.
Yine bu bloga bir sürü hayalimi, hevesimi yazmıştım. O kadar içimden gelerek diledim ki o kelimeleri kalbimde, olmadı be sevgili okuyucu. Olduramadım bir türlü.
Bugün bir defa o hayallerimin yerin dibine doğru batışını yaşadım. Belki şurasından yakalarsam o noktadan hayat bana güzel bir çıkış noktası sunar diye düşündüm ama yok, olmadı.
İnandığım hemen her şeyi terkettiğimi düşündüğüm şu günlerde tutunacak bir şeye ihtiyaç duyuyor insan.
Eskisi gibi değil artık. Gerçekten sevdiğim, ve hatta, karşılığında sevildiğim öylesine güzel bir insan varken kendimi hayata tutunmaya değer, hayatı ise yaşanabilir bulamıyorum artık. Eskiden geriye artık olmayacak dediğim hayaller ve hevesler de kalmadı artık zira.
Tek gözle yazmaya çalıştığım bu yazı hiç bir yere varmıyor işte be sevgili okuyucu. Amaçsız başlayan bir yazı; yine amaçsız bir şekilde son buluyor.
Arayı çok da açmamak dileğiyşe,
Sevgiyle kal e mi.