12 Aralık 2010 Pazar

Baba

İnsanın hayatı boyunca yaptığı tercihler olmuştur. Yaptığı tercihler hayatını da, kişiliğini de, o andaki pozisyonunu da ve daha bir çok şeyi de etkiler. Yapılan tercihlerin sonunda insan genelde başkalarını hayatına dahil eder. Ama dahil etmeye varmadan önce en başta dahil olduğu hayatlar vardır bir de. İlk kelimeleri olur onların sıfatları ve belki de en önemli yeri alır o kişinin hayatında. Hiç bir zaman değiştirilemez ama yeri her zaman başka olur. Sorgusuz, sualsiz dahil olduğu hayatın adını "baba" koyar.

O'nun bir parçası olduğundan mıdır bilinmez ama "baba" insanın düşündüklerini anlayamasa bile kalbini anlayabilendir en başta. Canının parçası üzüldüğünde canı yanan, sevindiğinde "Koca adam bu, yapmaz.." denilenleri yapandır. İnsan hastalandığında onunla beraber hastalanmayı becerebilendir. Bütün bunlar olup biterken kimselere, kendi parçasına dahi, bunları çaktırmayandır. Çünkü "baba"; insan için güçlüdür, büyüktür, yavrusunu üzeni dövebilecek kadar kocamandır.

Tek değişmez sırdaştır "baba". İnsanın ilk sevgiliyi de, ilk kaçamağı da anlattığıdır. Kimselerin duymasını istemediği sıkıntısını paylaştığıdır. Aynı "baba"; problemleri çözendir. Onun çözme becerisi kimsede yoktur çünkü; o her şeyi bilebilen ansiklopedi gibi adamdır. O ansiklopedinin içinde bozuk oyuncağın nasıl tamir olabileceğinin, elmanın iyisinin nasıl olacağının yazdığıdır. İyi bir aşığın da, muazzam bir eşin de nasıl olacağının tarifidir "baba".

"Baba" her ne kadar sinirli bilinse de, insana umulmadık bir anda sarılıp öpendir. Ağlarken omzuna gözyaşı dökülmesine çekinmeyecek yegane varlıktır. İnsanın ansızın sarılıp öpenle sakinleştirmeye çalışırken busesini esirgemeyenin yine aynı sinirli bünye olduğunu bildiğidir. O "baba"; insanın dayanamadığı yerde yanına koştuğu, şefkatine sığındığıdır.

İlk arkadaşım, en büyük sırdaşım, sıkıntımı çözen, beni benden önce düşünen, korkulu rüyam iken tek bir cümleyle yanına en çok yaklaşılası olan, anlamadığı yerde hissetmeyi deneyen "babam"dır.

Hatta belki de tüm bunları görendir..?

5 Aralık 2010 Pazar

İlgi Soslu Taze Güven

İnsanoğlunun iki karmaşık bütünlemesi oldu ilgi ve güven. Nasıl bir çarpışmaya neden oluyorlarsa ne kavgaları bitti ne de yakınlaşmaları.

İlgi her zaman çekici olmuştur insanın hayatında. Duygularını, egosunu, hormonlarını, her şeyini tatmin edebileceği bir olgu oluşundan bulduğu yere anında yönelmiştir insanoğlu. İlginin sürekliliği ise yönelinen yerden kopmayı zorlaştırır. Öyle ki; insanın gördüğü ilgi onu buna bağımlı hale getirir, hep daha fazlasını bekler.

İnsanoğlunun gördüğü ilginin yanına bir de güven olgusunu ekleyebildiğiniz an kazanırsınız onu. O güveni hissettiği andan itibaren bağımlılığı bir kat daha artar. Görülen ilginin daimiyetini hisseder, bitmeyeceğini düşünür. Abes şeyler olmadığı sürece kişiye kazandığı güvenini kaybetmez insan.

İlgi ve güveni başlatan kendileri değildir ama bunların devamlılığını sağlayan her zaman ikisinin karşılıklı varlığıdır. İnsanoğlu güvenemeyeceğini bildiği birisine hiç bir zaman o düşünceyle yönelmez. Bilir ki güvendiği an kendisini kazık yemeye hazırladığı andır. Güvenemediği bir kişiden her zaman sıkıntı çekmeye mahkumdur çünkü. Güvenin olmadığı ilgi ise her zaman geçersiz olmuştur. İlginin devamlılığını sağlayan karşılıklı duyulanı olduğundan ötürü, görebileceği ilgiye güvenemeyen insan dahası için kendisini zorlamaz. Nitekim karşılıksız ilgi küçük çocuğun bin bir hevesle leğenin içinde yaptığı ama güneşe karşı bırakılan kardan adam gibi usul usul erir. Ne çocuk fark eder kardan adamın eridiğini, ne de güneş fark eder o soğukta dahi yakıcı olabileceğini.

İlgi ve güvenin olmadığı bir ilişki beklemeyin insanoğlundan. Çünkü o ilişki ne başlar, ne de biter.