Sevdicek için neler yaptın bir saysana baştan şöyle:
- İlk önce gönlünü şöyle bir titretmesine izin verdin. Sevmek için kendine zemin hazırladın.
- Sonra O'na ulaşabilmenin, iki kelime edebilmenin yollarını aradın. Bunu yaparken kimselerden utanmadın. Ne erkeklik gururunu aldın koydun önüne, ne de onurunu düşündün.
- Eğer bunu becerebildinse teknolojinin nimetlerini kullanmaya çalıştın. Elde edebildiğin yaklaşma yöntemiyle yine becerebildiğin kadar yanaştın o güzelin yamacına. Telefonunu aldıysan çılgınlar gibi SMS attın. Hem de attığın her mesajın bir diğerinden daha daha da saçma, kasarak yazıldığı belli olduğunu bile bile. Sosyal ağlardan ulaştıysan ekleyip eklememe ikilemine düştün. Anlık iletişime taşımaya çalıştın buradan zor oluyor diyerek.
- Her hareketinde ürkütmemeye çalışarak ondan hoşlandığını belli etmeye çalıştın. Çünkü biliyordun ki söyleyebileceğin veyahut yazabileceğin tek bir kelime daha başlamamış bir ilişkinin sonu olabilirdi. Ve bildiğin bir şey daha vardı; patlamaya hazır saatli bombadan daha da tehlikeliydin.
- İletişimde kalmayı başardığında O'nu görebilmenin yollarını aradın. Bir bardak çayı beraber içmeye, bir tabak yemeği aynı yerde gözlerine bakarak yemeye davet ettin. Gelmedi evvela ama yılmadın. Utanmadan, sıkılmadan, bıkmadan davet ettin.
- Ve O'nu daha sonra her görüşünde tekrar tekrar olacakları ilk defa yaşadın. Heyecandan ellerin terledi, hatta titredi. Bir cümleyi kurmanın aynı lisede öğretmenin sözlü yaparken zor olduğu gibi söyleyeceklerini toparlayana kadar perişan oldun. Ama tek bir şey farklıydı o sözlülerden: mutlu oldun.
- Sonra duygularla hormonlar bir araya geldi, kontrol edemedin. Sevdin O'nu. O kadar çok sevdin ki kendin bile şaşırdın kaldın, nasıl olur bu diye. Öylesine güzel şeyler yaşattı ki sana sevme şeysi; bağımlısı oldun. Hem O'nun, hem O'nu sevmenin.
- Seven ne yapmaz ki arkadaş dedin mutlu edebilmek için de O'nun mutluluğuyla mutlu olabilmek için fedakarlıklara başladın. Zamanını da, zevklerini de, kıyıya köşeye biriktirdiklerini de feda ettin O'nun uğruna. Bir kaç dakika fazla görebilmenin uğruna ne kilometreleri gözünün önüne aldın koydun, ne de yalan olan zamanı.
- Hayaller kurdun O'nunla ilgili. Göreceğin anı, alacağın hediyeleri, yapacağın sürprizleri planladın kafanda. Hepsini gerçekleştirebilmek için dünya kadar değişkeni sağlama aldın. Değişkenlerinin adını aile, bütçe, okul, iş gibi şeyler koydun.
Sevdicek senin için neler yaptı baştan saysana şimdi bana:
- "Unut, sevme beni. Olmaz bu iş. Arkadaş kalabiliriz ama." dedi.
Unutmanın da, sevme demenin de O'na kolay olduğunu bilerek hem de.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder