19 Eylül 2010 Pazar

Elmanın Diğer Yarısı

İnsanoğlunun ömrünün her günü kendisine layık olacağını düşündüğü sevdiceğini aramakla geçer. Sevdiceği sadece evleneceği kadın ya da adam değildir elbette. Olur da hayatını beraber tüketebileceği bir bünye bulduğunda kendisinin devamı olacak çocuklarının da aynı evlendiği kişi gibi kendisine sevdicek olmalarını bekler. Öyle ki; doğmuş olan çocukların başka bedenlerde kendilerinin birer yansıması olduğunu ya da olacağını bilir. Ancak temel sorunun dünyaya getirdikleri yeni canlar değil, bu bedenlere hayat katabileceği diğer bünyeyi bulmak olduğunun farkındadır.

Eğer ki aradığını bulabilirse; o bünyeye kendisinin diğer parçası olarak isimlendirir, "eşim!" der. İnsanoğlu o "eşim!" diye çağıracağı bünyelerde onlarca şey arar. Bunların içinde aradığı şeyleri listeleyip senelerce bu listenin tamamını karşılayacak olanı bekleyen de çıkar, gönül teline ufak da olsa dokunmayı becerebileni - evliliğin doğası gereği - bir ömür boyu hayatına dahil edeni de. Deliler gibi hayatının insanını arayanlar o bünyelerden neler beklemez ki. Romantik olsun, hiç bir zaman uslanmayan çılgın bir aşık olsun, yemek yapmayı bilsin, ev işlerinde yardım etsin, çocuğun altını değiştirmeyi becerebilsin diye bu listeyi uzatır gider.

Ama insanoğlunun atladığı nokta evliliğin temelde böyle bir şey olmadığıdır. Birbirine "eşim!" diyebilenler aslında ilişkilerini bambaşka boyutlara taşımayı becerebilmiş kişilerdir. Öyle boyutlara geçmişlerdir ki karşısındakine o kelimeyi kullanabilmek için listelere, sıfatlara, herkeste bulunabilecek fiziğe ihtiyaçları olmadığının farkına varabilmişlerdir.

Her canlı bünye bir takım eksikliklerle ya da kusurlarla doğduğundan bu farklılıklar hayatlarına bir şekilde dahil olur. Zamanı geldiğinde hayatlarına dahil olup kendisine "eşim!" dedirtebilen kişiler bu yarım kalmış yerleri tamamlayıp onlarla bir bütün oluştururlar. İşte o eşler sinirli olan bir ânı ufacık bir gülümsemeyle, huzursuz bir bakışı kocaman bir sarılışla mutluluğa dönüştürebilen, kişinin gerek fiziki gerek duygusal gücünün yetmediği yerlerde elinden tutup olamayanı olduranlardır.

Her geçen dakikayla birbirlerini öyle bir tamamlarlar ki ayrı geçen ufacık anlarda dahi yokluklarını farkederler. Bir elmanın diğer yarısı olabilmeyi becerebilen çiftler ömürlerinin son demlerinde etraflarında kimseler olmasa bile beraber geçen saniyelerden zevk alıp bir diğerinin yüzünü güldürebilmeyi başarırlar.

Hepimizin diğer yarısını bulabilmesi dileğiyle...

Hiç yorum yok: