Sevmek eylemi kendisiyle beraber doğduğundan olsa gerek çok kolay sever insanoğlu. Hoşuna gidebilen her şeyi sevmeye müsaittir çünkü doğası. Çiçeği, böceği, şiiri, fotoğrafı sevebildiği gibi insanı da sever. Sevdiği şeye çabucak bağlanıp hayatını sevdiğine göre de düzenleyebilir aynı bünye. Severken sonunun ne olduğunu düşünmez, gerek yoktur nitekim. Sevdiğini söyleyip de reaksiyon alabileceği tek yer vardır insanoğlunun; sevdiceğinin yüzüne en değerli iki kelimeyi söylemek.
O iki kısacık kelimeyi sevdiceğe söylemek o kadar zordur ki aslında yerini, zamanını, şeklini planlar durur. Duygularının mükemmeliyetine inanırken söyleyeceği kelimelerin de ağzından mükemmel şekilde çıkabilmesini ister. Öyle ki sevme fiilinin kelimelere dökülmüş hali herkese söylenebilecek kadar basit değildir.
Sevmeyi temsil eden güzel tümceler elbette iki cümleden ibaret değildir ama bu iki kelimenin bir araya geldiği hali kadar duyguları, hisleri apaçık ifade edebilecek başka cümle yoktur. İşte bu yüzden öylesine kıymetlidir ki gereksiz insana gereksiz zamanda söylemek kadar aptalca bir şey yapamaz insanoğlu.
İnsanoğlunun onca kalabalığının içinde bu cümleyi sıklıkla söyleyip işitenler vardır bir de. İşte onlar; doğarken içlerinde olan sevme becerisini zamanla kaybedenlerdir. Yaşamın en büyük mucizelerinden birini reddeden hayatlardan büyük aşklar da uzun süreli bağlılıklar da beklenmez. Sevmenin sıradanlaştığı bünyeler o andan sonra insanoğluna sunulan güzellikleri algılayamazlar artık.
İnsan olmanın getirdiği güzellikleri doyasıya yaşayabilmek için sadece iki kelime. Yerinde, zamanında ve doğru kişiye. Sıradanlaşmadan, hissederek:
"Seni seviyorum."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder